5 Eylül 2008 Cuma

konuştururlar seni, hırslandırırlar..
gözlerin dolar, boğazın düğümlenir..
hiç açık vermemişsindir, ruhsuz sıfatını sırtlanman pahasına hiçbir zaman üzgün olduğunu belli etmemişsindir..
ağlıyorsundur aslında da başını çevirdiğin için, kendini onlardan kaçırdığın için onlar bunu fark edemez hiçbir zaman.
yada sen öyle sanırsın
öyle sanmak istersin.

bıraksan keşke, aksa gitse her şey.

yapamazsın

ne zaman yaptın ki.

6 yıl önce kendinle başbaşa bırakıldın zaten, şimdi var olduklarını söyleseler de sen onları yanında hissedemeyeceksin.. kendini hiçbir zaman güvende hissedemeyeceksin ki bir an olsun sırtını bi yere yaslayabilesin, soluklanmak için..

en iyisi uzaklara çevirmek gözleri, zamanı gelince, karşılıksız beni dinleyecek olan sessiz komşularıma anlatmak lazım isyanını..
onları ziyarete gittiğinde su dökmek yerine toprağa akıtmalı işte o göz yaşlarını... zayıf olduğunu sanmaktan korkmadan.. kalkansız.. kalesiz..

o yok, var gibi ama o yok.

babamı özledim.

Hiç yorum yok: