Hay anasını, deyip uyandı, tuvaletin ışığı yayıldı odasına. Fosforlu saatine baktı, gecenin beşi. Daha uykuya dalalı kaç dakika oldu ki... Lanetler savurarak tuvaletin karşısındaki odayı seçen aklına, doğruldu, yastığı dikleştirip sırtına dayadı. Rahat edemedi, yastığı çok süngerimsiydi. Yastığını ona sormadan kim niye değiştirdi ki zaten.. Ortopedik yastık, boyun ağrısına engel oluyormuş, uykusuzluğa da engel olabiliyor muymuş peki? Vantilatörün üstüne astığı siyah elbisesine baktı.
Gittiği cenazeyi düşündü. Sevdiği adam için gitmişti. Sevdiği adamın ona bakışını gördü, onlarca kişinin arasından, dimdik, bütün dikkatiyle. Görmeyeli çok olmuştu onu böyle, onu görmeyei çok olmuştu. Babasının dediği geldi aklına sonra "ulan gariban cenazesi 5 dakika, mamalı cenazesi en az 25" demişti, cenaze sanki saatler sürmüştü. Şu çok rahat görünen şirin babetler. Katil! Ayaklarını duvara dikti, başucu lambasını yaktı, kitabını açtı. "Hergün aynı saatte kalkıyorum. Her sabah aynı şeyi yeyip, aynı ayakkabıyı farklı pantolonların altına giyip, aynı yüzlerle metroya biniyorum." diyordu Zehra.
Ya Zehra of, bi siktir git, deyip kalktı. Üzerine eşofman üstünü aldı, çoraplarını giydi, insanların uykuda olduğunu iplemeden, kapısını gürültüyle açtı, gürültüyle geri çarpıp, mutfağa geçti. Kocaman bir bardağa buz gibi bir süt koydu. Balkona oturdu.
Sabah yedi de babası uyandırdı. Masanın üzerinde sızmıştı. Annesi içinde süt kurumuş bardağı görünce söylendi yine. Babası onu yatağına yatırdı. Çoraplarını çıkarttı. Güzelce öptü. Annesi hala söyleniyordu.
Ulan yine şu bok kokulu yastık! Tuttuğu gibi yere fırlattığı. Kafayı vurdu yattı.
Gittiği cenazeyi düşündü. Sevdiği adam için gitmişti. Sevdiği adamın ona bakışını gördü, onlarca kişinin arasından, dimdik, bütün dikkatiyle. Görmeyeli çok olmuştu onu böyle, onu görmeyei çok olmuştu. Babasının dediği geldi aklına sonra "ulan gariban cenazesi 5 dakika, mamalı cenazesi en az 25" demişti, cenaze sanki saatler sürmüştü. Şu çok rahat görünen şirin babetler. Katil! Ayaklarını duvara dikti, başucu lambasını yaktı, kitabını açtı. "Hergün aynı saatte kalkıyorum. Her sabah aynı şeyi yeyip, aynı ayakkabıyı farklı pantolonların altına giyip, aynı yüzlerle metroya biniyorum." diyordu Zehra.
Ya Zehra of, bi siktir git, deyip kalktı. Üzerine eşofman üstünü aldı, çoraplarını giydi, insanların uykuda olduğunu iplemeden, kapısını gürültüyle açtı, gürültüyle geri çarpıp, mutfağa geçti. Kocaman bir bardağa buz gibi bir süt koydu. Balkona oturdu.
Sabah yedi de babası uyandırdı. Masanın üzerinde sızmıştı. Annesi içinde süt kurumuş bardağı görünce söylendi yine. Babası onu yatağına yatırdı. Çoraplarını çıkarttı. Güzelce öptü. Annesi hala söyleniyordu.
Ulan yine şu bok kokulu yastık! Tuttuğu gibi yere fırlattığı. Kafayı vurdu yattı.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder