Notanın çığlığı..
Benim adım ebrulî biraz gerçek biraz rüya
Yalanını sevsinler aşksız dönmüyor dünya..
Klarnet sesi geliyor bir yerden, canlanıyorum..Müzik keyfi.. Çok da güzel çalıyor şerefsiz herif! Çok özledim bir bilse.. Özlemek çok kötü.. Keşke bilseydim.. Daha özlemeden ama.. O zaman hiç özleyecek kadar sevmezdim..
Klarnet sesini dinliyorum. En derinime işliyor sesi kıçımdan vücuduma işleyen taşın soğuğu gibi.. Nedir beni bekleten? Kimi bekliyorum? Gururunu yiyeyim senin.. Gerçi biliyorum.. Birazdan gurur ağır basacak kalkacam da olsun yine de her zaman yaptığım şeylerden güzel. Sakinlik bulmak bile o kadar güzel ki! Henüz yorgun değilim gerçi. Kolay kolay yorulacağımı da sanmıyorum..
Ayaklarım buz kesti… Hangi akla hizmet hala şu havada bez ayakkabıları giyiyorum ki! Buradan çorabımı görebiliyorum.. Klarnet sesi de kesildi. Yine de üflemeli bir çalgının sesini duyuyorum.. Kesik kesik bir nefesin yansımalarını, parmaklarını delikleri kapayıp açışıyla değişen notaları, duyuyorum. Az önce karşımdaki terkedilmiş bahçenin kapısının kırık olan bölümünden iki kedi arka arkaya süzüldüler içeri. Onları izlerken bir yandan da kapının altındaki o boşluğu nasıl açıklayabileceğimi düşündüm. Aslında bazen Christopher* gibi anlatmak çok daha kolay oluyor. Kelimelerin anlamsız kalabalığı çoğu zaman yetersiz.. Bazen kelimeler işi zorlaştırıyor..
*Christopher Boone, The Curious Incident of the Dog in the Night-time
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder